web-thumbnail_nl

TARİH YAZACAĞIZ! BİRLİKTE KAZANACAĞIZ!

 Partimizin 2023 seçimlerine yönelik yeni kampanyası; ‘’Tarih Yazacağız!’’ ve ‘’Birlikte Kazanacağız!’’ sloganlarıyla Türkiye genelinde billboardlarda yerini aldı.

Kampanyamızda; Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş ile olan fotoğrafı; “Tarih Yazacağız!” sloganıyla, Kemal Kılıçdaroğlu ile olan fotoğrafı ise; “Birlikte Kazanacağız!” sloganıyla Türkiye genelinde billboardlara yansıdı.

Ayrıca Partimizin resmî sosyal medya hesabı üzerinden;

“Milletin sesi neredeyse; biz oradayız! Milletin iradesi neredeyse; biz oradayız! Milletin derdi neredeyse; çözümlerimizle birlikte, biz oradayız! Milletimizin açtığı yolun önünde, hiçbir engel duramaz. Bu yolu yürümeye, hep birlikte devam edeceğiz! Birlikte Kazacağız! Tarih Yazacağız!” notuyla paylaşılan videoda;

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in sıklıkla dile getirdiği; ‘’Millet iradesi’’ kavramına vurgu yapılarak; 2019 yılındaki belediye seçimlerinden, 2020 yılından itibaren yürüttüğü esnaf gezilerinden, Saraçhane konuşmasından, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile beraber gittikleri deprem bölgesi ziyaretinden ve 6 siyasi parti liderinin bir arada olduğu görüntüler yer aldı.

“TARİH YAZACAĞIZ! BİRLİKTE KAZANACAĞIZ! ”
“TARİH YAZACAĞIZ! BİRLİKTE KAZANACAĞIZ! ”
01-web-thumbnail-gb_nl

21 yıllık zulümden kurtuluşa sadece 53 gün kaldı!

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 22 Mart Çarşamba günü grup toplantımıza Nevruz Bayramı’nı ve Ramazan’a geçişi kutlayarak başladı.
İstanbul Yenikapı başta olmak üzere bazı yerlerde Nevruz adı altında yapılan ve terörist başı güzellemeleri içeren etkinliklere,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hep birlikte ulaşacağımız güneşli baharlara,
İktidarının ekonomiden deprem yönetimine kadar sebep olduğu sorunlara milletimizi alıştırmasına,
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un tartışmaya açılmasına,
Özlem Zengin’in açıklamasına,
Türkiye’de var olma mücadelesi veren tüm kadınlara,
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Adıyaman’da meydana gelen sel felaketinde, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi’nin; ‘’Sel 15 canımızı aldı. Ama toprak da suya kavuştu.’’ ve Şanlıurfa Belediye Başkanının; ‘’Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok.’’ sözlerine,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çadırda kaliteye ilişkin sözlerine dair görüşlerini paylaştı.
Her hafta toplumun dezavantajlı gruplarından sözcüleri Meclis kürsüsünde ağırlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, bu hafta sözü Hataylı depremzede vatandaşımız Abdullah Gül’e verdi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 22 Mart Çarşamba günü grup toplantımıza Nevruz Bayramı’nı ve Ramazan’a geçişi kutlayarak başladı.
Ülkeyi bir bayram sofrasında oturtma hedefine değinerek konuşmasına başlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, İstanbul Yenikapı başta olmak üzere bazı yerlerde Nevruz adı altında yapılan ve terörist başı güzellemeleri içeren etkinliklere de vurgu yaparak;
‘’Bizim için Nevruz, sevginin günüdür. Katile özgürlük dilenme günü değildir! Bizim için Nevruz, kardeşliğin günüdür. Düşmanlığın günü değildir! Bizim için Nevruz, birliğin günüdür. Terörün, günü değildir! Bizim için Nevruz, bastığı toprağı, cennet vatan bilenlerin günüdür. Vatanın her değerine, düşman olanların günü değildir! Ama kimsenin şüphesi olmasın. Bugünleri, hep birlikte atlatacağız. Tarihimizden ilham aldığımız, büyük kararlılıkla, güneşli baharlara, hep birlikte ulaşacağız.’’ dedi.

Geçtiğimiz hafta boyunca Ak Parti iktidarının ekonomiden deprem yönetimine kadar sorunlara sebep olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, iktidarın bu sorunları çözmek yerine, insanları sorunlarla yaşamaya alıştırdığını söyleyerek;
‘’Hayır, alışmayacağız! Dertlere alışmak zorunda değiliz. Zorluklara alışmak zorunda değiliz. Acılara alışmak zorunda değiliz! ‘Ak Parti’de adamın yoksa, kadroya giremezsin.’ diyorlar. ‘Ak Parti’de adamın yoksa, yardım bekleyemezsin.’ diyorlar. ‘Ak Parti’de adamın yoksa, çadır bile bulamazsın.’ diyorlar. Öyle mi? Hadi oradan be! Ülkemizde hiç ama hiç kimse bu çarpık düzene alışmak zorunda değil! Bu vasatlığa, bu çürümüşlüğe, alışmak zorunda değil! Bu adaletsizliğe, bu haksızlığa ve bu vicdansızlığa alışmak zorunda değil!’’ diye konuştu.

Ak Parti iktidarının İstanbul Sözleşmesi’nden kadınların hayatından bir taviz verdiğini ve o tavizin sonucunda da bugün; 6284 sayılı, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un da tartışmaya açıldığını ifade eden Genel Başkanımız; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve Ak Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in de bu konudan rahatsız oluşunun altını çizdi.

Geçtiğimiz günlerde Özlem Zengin’in, “6284 kırmızı çizgimiz dediğim için hedef hâline geliyorum. Grubumuz adına konuşan bir erkek arkadaşımız olduğunda hiç sorun olmuyor. Ben konuştuğum zaman tarifi imkânsız bir şekilde planlı, düzenli bir saldırıya uğruyorum.” diyerek yapmış olduğu açıklamaya değinen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
“Evet, doğrudur. Tıpkı, bu ülkede yaşayan, her kadın gibi…Tıpkı, bu ülkede konuşan, her kadın gibi… Tıpkı, bu ülkede doğruları savunan, her kadın gibi… Sayın Özlem Zengin de, yaşadığı çirkinlikleri kadın olduğu için yaşıyor.” dedi.

İdeolojisi, hayat tarzı ne olursa olsun bu ülkede konuşan kadınların sevilmediğini dile getiren Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, “Korkmayan, susmayan, inandıklarını savunan, yılmayan, pes etmeyen ve inatla doğruları konuşmaktan, vazgeçmeyen kadınlar, mobinge, linçe, tacize uğruyor…
Biz, bu iki yüzlülüğün farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için söylediklerimizin, birilerini rahatsız ettiğinin farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için; dayatmalara, razı gelmemiz gerektiğini düşünenler olduğunun da, elbette farkındayız. Ama razı olmayacağız! Susmayacağız! Pes etmeyeceğiz!” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını kabul etmediği gibi; 6284’ün tartışılmasına da izin vermeyeceğini belirten Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, konuşmasına;
‘’Kimse kusura bakmasın. Biz her daim, konuşan kadınları savunacağız! Türkiye’de var olmaya çalışan, tüm kadınların yanında olacağız! Sesi duyulmayan kadınların, sesi olacağız! Şiddet gören, ölümle tehdit edilen, özgürce yaşaması engellenen tüm kadınlarla, birlikte mücadele edeceğiz! Kadınların hakkını, hukukunu hiçbir kirli zihniyete kaptırmayacağız! Görüşlerimiz, düşüncelerimiz, ne kadar farklı olursa olsun, mesele kadınların davası olduğunda Özlem Hanım’la da, elbette amasız, fakatsız, omuz omuza duracağız.’’ sözleriyle devam etti.

Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Adıyaman’da meydana gelen sel felaketinde, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi’nin; ‘’Sel 15 canımızı aldı. Ama toprak da suya kavuştu.’’ ve Şanlıurfa Belediye Başkanının; ‘’Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok.’’ sözlerine ilişkin konuşan Genel Başkanımız;

‘’Yahu bu nasıl bir şuursuzluktur? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir utanmazlıktır? Yuh olsun, yazıklar olsun! Sayın Erdoğan’ı kılavuz bilenlerin bu çamurda debelenmelerine, elbette şaşırmıyoruz.’’ dedi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; ‘’Geçmişten bugüne, bu işi masaya yatırdığımızda çadırda bile kalite neydi? Bugün çadırda geldiğimiz kalite ne? Bunu bile yeterli görmüyoruz. İnşallah çadırlarda, bundan sonra, çok daha farklı adımlar atacağız.” sözlerine ilişkin;

‘’Sayın Erdoğan, artık yeter! Daha önce söyledim, bir kez daha söylüyorum. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz, devlet! Bu millet artık bıktı, usandı! Zaten şunun şurasında da sadece 53 gününüz kaldı. 21 yıl boyunca; insanlarımızı zaten, yeterince yaraladınız. Beceriksizliğinizle, bu millete zaten, çok şey kaybettirdiniz. Şuursuzluğunuzla zaten, sabrımızı taşırdınız ve şükürler olsun ki, nihayet 21 yıllık zulümden kurtuluşa, sadece 53 gün kaldı. Bari şu son günlerinizde; milletimizin acısına, biraz saygınız olsun. Yaralarımızı kapatamıyorsanız; bari deşmemek için, biraz gayretiniz olsun.’’ diye konuştu.

Seçime 53 gün kaldığını belirterek iktidara eleştirilerde bulunan Genel Başkanımız; ‘’Sizin açtığınız yaraları, biz saracağız. Sizin kırdığınız kalpleri, biz onaracağız. Sizin ayırdığınız insanları, biz birleştireceğiz. Üstelik bunu, milletimizle birlikte yapacağız! Sinan Ateş’in katillerini biz bulacağız! Emir verenleri de, o işi planlayanları da, bu dümeni çevirenleri de bulacağız ve cezalandıracağız. Hiç merak etmeyin; 54’üncü günün şafağını; milletimizle birlikte selamlayacağız! Milletimizle birlikte kazanacağız! Milletimizle birlikte, tarih yazacağız!” diye konuştu.

Her hafta toplumun dezavantajlı gruplarından sözcüleri Meclis kürsüsünde ağırlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, bu hafta sözü Hataylı depremzede vatandaşımız Abdullah Gül’e verdi.
Depremde eşini, meslektaşlarını ve birçok yakınını kaybettiğini belirten Gül, 2010 yılında Hatay’a yapılacak olan hastane projesine deprem riski nedeniyle karşı çıktıklarını ancak hastanenin yine de yapıldığını ve depremde o hastanenin yıkıldığını anlattı.
Depremde yaşadıklarını birebir anlatmaya devam eden Gül; ‘’Deprem günü Hatay’da devlet hastanelerinin hiçbiri hizmet veremedi. Ana binamız ağır hasarlı. Ek binamız yerle bir. İnsanlar enkazdan çıktı, yolda öldüler. İlkyardım alamadıkları için öldüler.’’ dedi.

Hatay Valisi’nin, Hatay İl Sağlık Müdürü’nün depreme yönelik hiçbir tedbir almadığını eleştiren depremzede; ‘’Sayın Valimiz ve Sayın İl Sağlık Müdürümüz enkazda vatandaşlarını bırakarak milletvekili aday adayı oldular, istifa ettiler.’’ derken, Hatay Valisi ve İl Sağlık Müdürü’ne; ‘’Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz? Hatay’da hiçbir hastane faaliyet gösteremezken, hastanenin lojistiğini, oranın planını bilen sağlık müdürü nereye gidiyorsunuz? 4 yıldır oradasınız. En iyi bilen sizsiniz. En iyi organize edecek olan sizsiniz. Nereye gidiyorsunuz?’’ diye seslendi.

Bir daha böyle acıların kimsenin yaşamaması için sesini duyurmak istediğini ifade eden Gül;
‘’Benim hayallerimi, çocuğumun hayallerini çalanlar, onların hayallerini çalmasınlar. Buradaki tek amacımız bize bu acıyı yaşatanların, sorumluların; nasıl o müteahhitler tutuklanıyorsa o hastaneyi o şekilde yapanların, o şekilde kabul edenler, faaliyette tutanlar da cezasını alsın.’’ dedi.

Hataylı depremzedenin anlattıklarının ardından; ‘’Bu konuşmanın üzerine başka şey söylenmez.’’ diyen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, konuşmacıya ve bugün İYİ Parti’ye katılan Gökhan Zan’a deprem bölgesinde yaşananları kamuoyuyla paylaştıkları için teşekkür etti.

‘’15 Mayıs’tan itibaren hem bu çarpıklıklar, hem bu liyakatsizlikler, hem bu hesap vermemezlikler, hem bu yolsuzluklar, hem bu kayırmacalar derhâl son bulacak. And olsun, şart olsun ki; bu kadar beceriksizliklerin asıl sahipleri siyasilerdir. Esas hesabı onlar verecek.’’ diyen Genel Başkanımız Meral Akşener, bu sözlerin ardından konuşmasını yarıda kesti.

img-0079_nl

Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz!

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 29 Mart Çarşamba günü TBMM grup toplantımızda;


İnsanlarımızın vicdansızca fakirleştirildiği, milletimizin insafsızca kutuplaştırıldığı, devletimizinse şuursuzca güçsüzleştirildiği ucube döneme,
Tam 1 buçuk ay sonra milletçe vereceğimiz tarihi karara,
Türkiye’nin geleceği için vadedilen seçeneklere,
Kabine üyelerinin milletvekilliği telaşına,
Bir süredir ortada görünmeyen Nebati Bakan’a,
Son 5 yıllık devri iktidarlarının ilk 4 buçuk yılında yapmadıkları şeyleri, şimdi yapmaya başlayan iktidara,
Emeklilerimize verilecek olan bayram ikramiyesine ve en düşük emekli maaşına,
Ak Parti usulü temel atma törenine,
İktidarın, depremzedelerimize bir yılda teslim etme sözü verdiği konutlara,
Sayın Erdoğan’ın deprem bölgesinde; “Burası CHP’li demedik. Bunlar da vatandaşımız dedik.” sözlerine,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ne Sayın Erdoğan’a, ne ucube sistemine ne de “kadro” diye yutturmaya çalıştığı beceriksiz kabinesine mecbur olmadığına,
11 Büyükşehir Belediyemizin de nasıl canla başla çalıştığını, nasıl yardıma koştuğunu, nasıl kucak açtığını en iyi deprem bölgesindeki insanlarımızın bildiğine,
Depremden zarar gören illerimizi; hastanesiyle, insani sanayi bölgeleriyle, okullarıyla, turizm merkezleriyle, parklarıyla, spor alanlarıyla Türkiye’nin yeni cazibe merkezleri hâline getireceğimize,
14 Mayıs’ın tek adam rejimini savunanlarla Cumhuriyet değerlerini savunanların seçimi olacağına ve bu mücadelenin güvencesinin İYİ Parti olduğuna,
Partimizde başlattığımız demokrasi şölenimize,
Millete rağmen değil, milletle beraber yürüyen siyaset anlayışımıza dair görüşlerimizi paylaştı.

Konuşmasına 21 yıldır Ak Parti iktidarının sebep olduğu sorunlara vurgu yaparak başlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 45 gün sonra tarihi bir karar verileceğinin altını çizerek;
‘’Hiç şüphem yok ki; 45 gün sonra milletimiz, en doğru kararı verecek. Her tarihi dönemeçte olduğu gibi, o büyük ferasetini, yine cümle aleme gösterecek. Kendisini unutanlara, yok sayanlara şanlı iradesinin gücünü, yeniden hatırlatacak! Takvimler, 14 Mayıs 2023’ü gösterdiğinde; hesap vakti, nihayet gelip çattığında; o sandıkla, baş başa kaldığında; bu aziz millet tıpkı daha önce, defalarca yaptığı gibi bugüne kadar yapılan, tüm yolsuzlukların hesabını soracak! Tüm hırsızlıkların, tüm arsızlıkların, hesabını soracak! Uğradığı tüm hakaretlerin, şahit olduğu tüm ahlaksızlıkların, hesabını soracak! Ve eminim ki o kutlu gün geldiğinde, kazanan Türkiye olacak!’’ dedi.


Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, önümüzdeki seçimlerde Türkiye’nin geleceği için vadedilen seçeneklerin artık daha açık bir şekilde ortada durduğunu söyleyerek Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı arasındaki büyük ayrıma şu sözlerle vurgu yaptı:

‘’Bir tarafta seçim kazanmak uğruna; kadınlara, şiddeti, ölümü, tacizi, tecavüzü reva görenler var. Diğer tarafta ise kadınların, çocukların, gençlerin; hakkını, hukukunu, koruyup, iyileştirmek isteyenler var.

Bir tarafta; ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ demekten rahatsız, Atatürk’ümüze, Cumhuriyet değerlerimize de düpedüz gıcık olanlar var. Diğer tarafta ise; her 10 Kasım’da hüzünlenenler,
‘Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun’ diye and içenler var!

Bir tarafta; Başkent’in göbeğinde yaşanan alçak bir cinayete, Sinan Ateş’in katillerine göz yumanlar var. Diğer tarafta ise; Sinan Ateş’i unutmayacak, unutturmayacak ve katillerinden de teker teker, hesap soracak olanlar var!

Bir tarafta; gücünü, rant şebekelerinden, simsarlardan, mafyalardan alanlar var. Diğer tarafta ise gücünü, yalnızca ve yalnızca, milletin kutlu iradesinden alanlar var.

Ezcümle; bir tarafta düşman karşısında, birlikte kan döküp, kardeş olmuş bir büyük millete çok uluslu bir parçalanmışlık vadeden Genişletilmiş Cumhur İttifakı var.
Diğer tarafta ise Türkiye’nin, birliğini ve beraberliğini demokrasi ile taçlandırmayı vadeden Millet İttifakı var.’’


Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı gibi bakanların milletvekili olmasına ilişkin bu durumu kabul etmediklerini ifade eden Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
‘’Şimdi bu atanmış bakanlar, arkalarında devletin gücüyle, seçime girip bir de buna, adil ve dürüst bir seçim mi diyecekler? Seçim sürecinde, devletin kaynaklarını, diledikleri gibi kullanıp; sonra da buna, demokrasi mi diyecekler? Hayır! Böyle bir ilkesizliği, böyle bir ciddiyetsizliği, kabul etmiyoruz. Madem tüm kabine üyeleri, ani bir aydınlanmayla vekil adayı olmaya, karar verdiler. O zaman buyursunlar; hodri meydan! İstifa etsinler, öyle aday olsunlar! Madem, milletin teveccühünü, kazanmaya adaylar. O zaman buyursunlar; üzerlerine atanan gömlekleri çıkarsınlar, öyle aday olsunlar! Madem, milletin iradesine teslim olmaya adaylar. O zaman buyursunlar, devletin zırhını çıkarsınlar, öyle aday olsunlar!’’ diye konuştu.


Genel Başkanımız, Bakan Nebati’nin bir süredir ortalıkta görünmediğini ifade ederek; ‘’Memlekette ekonomi perişan, esnaf kan ağlıyorken, çiftçi, tarlasına, yaşlı gözlerle bakıyorken kayıp bakan Nemo’nun neden ortalıkta olmadığını, bileniniz var mı? Ben söyleyeyim. Çünkü şu sıralar, o koltuktan bir kalkarsa bir daha oturamayacağını, en iyi kendisi biliyor da ondan. Ama yanlış olmasın; kendisi bir tek sayın Erdoğan’ın, basın açıklamaları olunca aniden ortalıkla beliriveriyor. O da açıklama yapmak için değil kameralar önünde, spot yer kapabilmek için… Bu arkadaşlar artık, fotoğraf çekilirken bile, rant kovalıyor yani… Ama onu da, maalesef beceremiyorlar. Birbirlerini omuzlayıp, rezil oluyorlar. Ne diyelim? Allah akıl fikir versin.’’ dedi.


Ak Parti iktidarının 4 buçuk yıldır yapmadığı çözümleri, şimdi yapmasına başlamasına ilişkin bunu bir seçim hamlesi olarak değerlendiren Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener; ‘’Bu vesileyle, buradan; Tarım Bakanlığında atama bekleyen, ziraat mühendislerimizi de gündeme getirmek istiyorum. Çiftçilerin dertlerini çözmek, belli ki sizi aşıyor. Nitekim onları, 15 mayıstan sonra, biz zaten çözeceğiz. Ama bari, giderayak, Tarım Bakanlığınızdaki ziraat mühendisi kardeşlerimizin, derdini çözün. Bari giderayak, bir faydanız olsun.’’ diyerek Tarım Bakanlığında atama bekleyen ziraat mühendisleri için iktidara çağrıda bulundu.


Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener; emeklilere verileceği açıklanan 2.000 lira bayram ikramiyesine ve emekli maaşlarının aylığının da en düşük 7.500 lira olarak belirlenmesine ilişkin; ‘’Ancak 7.501 lira alan, bir emeklinin maaşında herhangi bir artış yaşanmayacak. Her ne kadar, sayın Erdoğan, bu artışların bir lütuf olduğunu düşünse de gerçekler maalesef öyle değil. Çünkü; asgari ücretin, 8.506 lira olduğu bir ülkede, 7.500 lira emekli maaşı vermek en hafif tabiriyle emekli vatandaşlarımıza hakarettir.’’ diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaklaşan seçimleri hatırlatarak konuşmasına devam eden Genel Başkanımız;
‘’Artık hesap vakti geldi, çattı, sayın Erdoğan! 14 Mayıs akşamı, milletimizin gür sesini, iliklerine kadar hissedeceksin. Görmezden geldiğin millet iradesini, dimdik karşında göreceksin. Neden olduğun, tüm çilelerin hesabını teker teker, sandıkta vereceksin. Hiç kusura bakma. 5 yılda yapmadığını, son 6 aya sığdırmaya çalışarak bu hesaptan kaçamazsın. Milletimizin, senin ve beceriksiz arkadaşların için tuttuğu kabarık defter, 14 Mayıs’ta açılacak! Milletimizin şaşmaz terazisi seni 14 Mayıs’ta tartacak! O sandık gelecek ve 14 Mayıs’ta, hak yerini bulacak! Hazır ol, artık çok az kaldı!’’ dedi.


Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, Hatay’da boş araziye temel döküp, temeli olmayan hastanenin temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi.
‘’Yıllarca, büyük büyük konuşup; ‘Ben, temel atma törenlerine katılmam. Ben biten işin, açılışını yaparım.” diyecek kadar, şişmiş bir egonun balon gibi öterek sönüşünün ibretlik vesikasından bahsediyorum. Bu fevkalade parlak, bir o kadar da, cüretkar arkadaşlarımız; boş araziye beton döküp, ‘Hastane temeli atıyoruz.’ diye Türkiye’ye yutturmaya kalktılar.’’ diyerek kelimelerin artık kifayetsiz kaldığını söyledi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşmasında; ‘’Burası CHP’li demedik. Bunlar da vatandaşımız dedik.’’ sözlerine ilişkin konuşan Genel Başkanımız; ‘’Kendine gel sayın Erdoğan! Kendine gel! Ağzından çıkanı kulağın duysun! Sen, 85 milyonun, tamamına karşı sorumlusun. 45 günün kalmış olsa da, sen hâlâ, bu ülkenin, Cumhurbaşkanlığı makamında oturuyorsun. Ayıptır, günahtır. Bir de, bu edepsizlikten sonra, çıkmışsın, devletin ne olduğuna dair, en ufak bir fikrin varmış gibi, bize, devlet ahkamı kesmeye kalkıyorsun… Sen önce git, bir aynaya bak Sayın Erdoğan! Sen bu ülkeyi, yönettiğini mi sanıyorsun? Ben sana söyleyeyim: sen ülke mülke yönetmiyorsun! Sen ihale yönetiyorsun. Sen rant yönetiyorsun. Sen algı yönetiyorsun. Ama sen, devlet yönetemiyorsun.’’ diye konuştu.


Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; ‘’Burası kabile ülkesi değil.’’ sözlerine ilişkin sert açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
‘’Günaydın! Biz sana zaten yıllardır, aynı şeyi söylüyoruz. Evet doğrudur. Bu devlet, elbette kabile devleti değildir. Ama mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti; senin kabile devleti standartlarına, mecbur da değildir. Mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti ekonomide, hukukta, eğitimde, keyfiyet ve vasatlığa layık da değildir. Mesela Türkiye Cumhuriyeti Devleti; rantçı dostlarının, kasasını dert ettiği kadar, milletinin kesesini dert etmeyenlere, mahkûm da değildir. Ezcümle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne sana, ne ucube sistemine, ne de, “kadro” diye yutturmaya çalıştığın beceriksiz kabilene hiç ama hiç mecbur değildir!’’ diye konuştu.


Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile Kahramanmaraş ve Hataylı depremzedelerle sıklıkla bir araya gelen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2 büyükşehir belediye başkanının deprem bölgesinde yaptığı faaliyetleri görmezden gelmesini vurgulayarak;
‘’Sen, ‘belediyeler buralara gelmediler’ diye, kendini kandırıyorsun. Ama vatandaşlarımız, onlara; ‘Allah sizden razı olsun’ diyor. Sen, durmadan çamur atıyorsun; ama vatandaşlarımız, onlara; ‘Yüzümüz sizin sayenizde güldü.’ diyor. Sen, ‘bu belediyeler çalışmıyor’ diye, karalama yapıyorsun; ama vatandaşlarımız onlara; ‘Ak Partili belediyelerin yapmadığı güzelliği, siz yaptınız.’ diyor. Bak, bunları, ben söylemiyorum Sayın Erdoğan. Bunları bizzat, vatandaşlarımız söylüyor. Depremin olduğu ilk günden beri; 11 Büyükşehir Belediyemizin de nasıl canla başla çalıştığını, nasıl yardıma koştuğunu, nasıl kucak açtığını, en iyi, deprem bölgesindeki insanlarımız biliyor.’’ dedi.


Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 15 Mayıs’ı işaret ederek;
‘’Sandık geldiğinde, milletimizin kutlu iradesi, sizi o sandığa gömecek. Bundan kaçış yok ve milletimizin iradesi, 15 Mayıs’ta iktidara gelecek. Korkunun ecele faydası yok. Sana söz, Sayın Erdoğan! O güzel bahar gününde, biz iktidara geldiğimizde, sen utanacaksın. Attığın iftiralardan utanacaksın! Millete söylediğin yalanlardan utanacaksın! Ne kadar aciz, ne kadar beceriksiz olduğunu görecek ve aynadaki suretinden utanacaksın! Üstelik bir gün de değil, her gün utanacaksın! Sana söz, çok az kaldı!’’ dedi.


Millet İttifakı’nı oluşturan diğer partilerle kapsamlı bir deprem raporu hazırladıklarını bir kez daha söyleyen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
‘’15 Mayıs sabahı, ilk işimiz; bu eylem planı ve raporlarda yer alan, somut adımları, hayata geçirmek olacak. Hiç şüpheniz olmasın ki; Hatay’ı da, Kahramanmaraş’ı da, Adıyaman’ı da, Malatya’yı da ayağa kaldıracağız. Nurdağı’nı da, Hassa’yı da, Kırıkhan’ı da yeniden kuracağız. Üstelik öyle, sahte temel atma törenleriyle değil. Hastanesiyle, insani sanayi bölgeleriyle, okullarıyla turizm merkezleriyle, parklarıyla, spor alanlarıyla bu şehirlerimizi, Türkiye’nin, yeni cazibe merkezleri hâline getireceğiz. 21 yıldır, rantçıların elinde, cehenneme çevrilen şehirlerimizi, cennet bahçelerine dönüştüreceğiz. Bu şehirlerimiz, tersine göçün de dinamoları olacak. Depremzedelerimiz, şehirlerine döndüklerinde sadece evlerine kavuşmayacak. Aynı zamanda; modern bir yaşama, kaliteli istihdama dünya standartlarında eğitim veren okullara ve turizm ile canlanan, cıvıl cıvıl sokaklara da kavuşacak. Ezcümle; biz milletimize, sadece dört duvardan ibaret evler, teslim etmeyeceğiz. İçinde huzurla yaşayacakları, pırlanta gibi şehirler teslim edeceğiz.’’ dedi.


Önümüzdeki seçimin kişiler arası rekabetin seçimi olmadığını; bu seçimlerin tek adam rejimini savunanlarla Cumhuriyet değerlerini savunanların seçimi olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
‘’14 Mayıs; hak yiyenlerle hakkın mücadelesini verenlerin seçimi olacak. 14 Mayıs hukuku çiğneyenlerle hukuk düzenini, inşa etmek isteyenlerin seçimi olacak. 14 Mayıs Türkiye düşmanları ile Türk Milleti’ni, hak ettiği Türkiye’ye kavuşturmayı hedefleyenlerin seçimi olacak. Ve hiç kimsenin şüphesi olmasın ki bu mücadelenin sancağını, İYİ Parti taşıyacak! Bu mücadelenin ateşini, İYİ Parti büyütecek! Bu mücadelenin güvencesi, İYİ Parti olacak! Bu mücadelenin kazananı da, tüm Türkiye olacak! Ferdi gayret yuvayı, toplu gayret, vatanı ayakta tutarmış… Biz de, milletimizin iradesinden aldığımız güçle; evelallah, vatanımızı ayakta tutacağız!’’ diye konuştu.


Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener; vadettiği demokrasiyi, adaleti ve liyakati önce kendi partimizde başlattığımızı vurgulayarak, önümüzdeki seçimlerde partimizin milletvekili adaylarını belirlemek için ön seçim gibi işleyecek temayül yoklaması sürecini başlattığımızı söyledi.

Bugüne kadar 3.379 vatandaşımızın milletvekilliği aday adaylığı başvurusunda bulunduğunu ve bu başvuruların yüzde 32’sinin kadınlardan, yüzde 21’inin de gençlerden olduğunu ifade eden Genel Başkanımız, bunun bir gurur kaynağı olduğunu belirterek başvuran herkese teşekkür etti.

‘’1 ve 2 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceğimiz, temayül yoklamamız için partimize gönül veren ve üye olarak ailemize güç katan, tüm dava arkadaşlarımı sandıklara davet ediyorum. Gelin, milletin meclisine, milletin iradesini, birlikte taşıyalım. Gelin, milletimizin, sesini duyuracak, milletimizin derdine, derman bulacak, milletimizin, hakkını savunacak vekillerimizi hep birlikte seçelim. Gelin, yanlışı doğrularla kötüyü iyilikle, korkuyu cesaretle, yokluğu zenginlikle, zorbalığı adaletle, haksızlığı hakkaniyetle, yalanları hakikatle yenmek için İYİ Parti’nin demokrasi şöleninde buluşalım!’’ diyen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, tüm partililerimizi 1-2 Nisan tarihlerinde yapılacak olan milletvekili aday belirleme seçimlerine davet etti.


‘’Önce millet, önce memleket’’ diyerek yola çıktığımızı ve bugüne kadar da bu yoldan sapmadığımızı ifade eden Genel Başkanımız, konuşmasını;
‘’Devletimizin, yıpranan değerleri, kurumlarımızın, kaybolan itibarı, milletimizin, tükenen hayalleri İYİ Parti’nin vizyonuyla, geri gelecek! Biz, çadırımızı göğe kurduk. İstikametimize, Güneş’i koyduk. Hedefimizi de, milletimizle bir tuttuk. Bizim için; vizyon da budur, misyon da budur, ülkü de budur! Bütün kalpleri yorsalar da, huzuru getireceğiz! Bütün çiçekleri yolsalar da, baharı getireceğiz! Bütün yolları kesseler de, aşıp geleceğiz. Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz, Ey vatan! gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz!’’ sözleriyle tamamladı.