01-web-thumbnail-gb_nl

21 yıllık zulümden kurtuluşa sadece 53 gün kaldı!

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 22 Mart Çarşamba günü grup toplantımıza Nevruz Bayramı’nı ve Ramazan’a geçişi kutlayarak başladı.
İstanbul Yenikapı başta olmak üzere bazı yerlerde Nevruz adı altında yapılan ve terörist başı güzellemeleri içeren etkinliklere,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hep birlikte ulaşacağımız güneşli baharlara,
İktidarının ekonomiden deprem yönetimine kadar sebep olduğu sorunlara milletimizi alıştırmasına,
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un tartışmaya açılmasına,
Özlem Zengin’in açıklamasına,
Türkiye’de var olma mücadelesi veren tüm kadınlara,
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Adıyaman’da meydana gelen sel felaketinde, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi’nin; ‘’Sel 15 canımızı aldı. Ama toprak da suya kavuştu.’’ ve Şanlıurfa Belediye Başkanının; ‘’Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok.’’ sözlerine,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çadırda kaliteye ilişkin sözlerine dair görüşlerini paylaştı.
Her hafta toplumun dezavantajlı gruplarından sözcüleri Meclis kürsüsünde ağırlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, bu hafta sözü Hataylı depremzede vatandaşımız Abdullah Gül’e verdi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 22 Mart Çarşamba günü grup toplantımıza Nevruz Bayramı’nı ve Ramazan’a geçişi kutlayarak başladı.
Ülkeyi bir bayram sofrasında oturtma hedefine değinerek konuşmasına başlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, İstanbul Yenikapı başta olmak üzere bazı yerlerde Nevruz adı altında yapılan ve terörist başı güzellemeleri içeren etkinliklere de vurgu yaparak;
‘’Bizim için Nevruz, sevginin günüdür. Katile özgürlük dilenme günü değildir! Bizim için Nevruz, kardeşliğin günüdür. Düşmanlığın günü değildir! Bizim için Nevruz, birliğin günüdür. Terörün, günü değildir! Bizim için Nevruz, bastığı toprağı, cennet vatan bilenlerin günüdür. Vatanın her değerine, düşman olanların günü değildir! Ama kimsenin şüphesi olmasın. Bugünleri, hep birlikte atlatacağız. Tarihimizden ilham aldığımız, büyük kararlılıkla, güneşli baharlara, hep birlikte ulaşacağız.’’ dedi.

Geçtiğimiz hafta boyunca Ak Parti iktidarının ekonomiden deprem yönetimine kadar sorunlara sebep olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, iktidarın bu sorunları çözmek yerine, insanları sorunlarla yaşamaya alıştırdığını söyleyerek;
‘’Hayır, alışmayacağız! Dertlere alışmak zorunda değiliz. Zorluklara alışmak zorunda değiliz. Acılara alışmak zorunda değiliz! ‘Ak Parti’de adamın yoksa, kadroya giremezsin.’ diyorlar. ‘Ak Parti’de adamın yoksa, yardım bekleyemezsin.’ diyorlar. ‘Ak Parti’de adamın yoksa, çadır bile bulamazsın.’ diyorlar. Öyle mi? Hadi oradan be! Ülkemizde hiç ama hiç kimse bu çarpık düzene alışmak zorunda değil! Bu vasatlığa, bu çürümüşlüğe, alışmak zorunda değil! Bu adaletsizliğe, bu haksızlığa ve bu vicdansızlığa alışmak zorunda değil!’’ diye konuştu.

Ak Parti iktidarının İstanbul Sözleşmesi’nden kadınların hayatından bir taviz verdiğini ve o tavizin sonucunda da bugün; 6284 sayılı, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un da tartışmaya açıldığını ifade eden Genel Başkanımız; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve Ak Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in de bu konudan rahatsız oluşunun altını çizdi.

Geçtiğimiz günlerde Özlem Zengin’in, “6284 kırmızı çizgimiz dediğim için hedef hâline geliyorum. Grubumuz adına konuşan bir erkek arkadaşımız olduğunda hiç sorun olmuyor. Ben konuştuğum zaman tarifi imkânsız bir şekilde planlı, düzenli bir saldırıya uğruyorum.” diyerek yapmış olduğu açıklamaya değinen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener;
“Evet, doğrudur. Tıpkı, bu ülkede yaşayan, her kadın gibi…Tıpkı, bu ülkede konuşan, her kadın gibi… Tıpkı, bu ülkede doğruları savunan, her kadın gibi… Sayın Özlem Zengin de, yaşadığı çirkinlikleri kadın olduğu için yaşıyor.” dedi.

İdeolojisi, hayat tarzı ne olursa olsun bu ülkede konuşan kadınların sevilmediğini dile getiren Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, “Korkmayan, susmayan, inandıklarını savunan, yılmayan, pes etmeyen ve inatla doğruları konuşmaktan, vazgeçmeyen kadınlar, mobinge, linçe, tacize uğruyor…
Biz, bu iki yüzlülüğün farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için söylediklerimizin, birilerini rahatsız ettiğinin farkındayız. Sadece kadın olduğumuz için; dayatmalara, razı gelmemiz gerektiğini düşünenler olduğunun da, elbette farkındayız. Ama razı olmayacağız! Susmayacağız! Pes etmeyeceğiz!” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını kabul etmediği gibi; 6284’ün tartışılmasına da izin vermeyeceğini belirten Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, konuşmasına;
‘’Kimse kusura bakmasın. Biz her daim, konuşan kadınları savunacağız! Türkiye’de var olmaya çalışan, tüm kadınların yanında olacağız! Sesi duyulmayan kadınların, sesi olacağız! Şiddet gören, ölümle tehdit edilen, özgürce yaşaması engellenen tüm kadınlarla, birlikte mücadele edeceğiz! Kadınların hakkını, hukukunu hiçbir kirli zihniyete kaptırmayacağız! Görüşlerimiz, düşüncelerimiz, ne kadar farklı olursa olsun, mesele kadınların davası olduğunda Özlem Hanım’la da, elbette amasız, fakatsız, omuz omuza duracağız.’’ sözleriyle devam etti.

Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa ve Adıyaman’da meydana gelen sel felaketinde, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi’nin; ‘’Sel 15 canımızı aldı. Ama toprak da suya kavuştu.’’ ve Şanlıurfa Belediye Başkanının; ‘’Sel felaketinde belediye olarak hiçbir sorumluluğumuz yok.’’ sözlerine ilişkin konuşan Genel Başkanımız;

‘’Yahu bu nasıl bir şuursuzluktur? Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nasıl bir utanmazlıktır? Yuh olsun, yazıklar olsun! Sayın Erdoğan’ı kılavuz bilenlerin bu çamurda debelenmelerine, elbette şaşırmıyoruz.’’ dedi.

Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; ‘’Geçmişten bugüne, bu işi masaya yatırdığımızda çadırda bile kalite neydi? Bugün çadırda geldiğimiz kalite ne? Bunu bile yeterli görmüyoruz. İnşallah çadırlarda, bundan sonra, çok daha farklı adımlar atacağız.” sözlerine ilişkin;

‘’Sayın Erdoğan, artık yeter! Daha önce söyledim, bir kez daha söylüyorum. Sirk yönetmiyorsunuz, devlet yönetiyorsunuz, devlet! Bu millet artık bıktı, usandı! Zaten şunun şurasında da sadece 53 gününüz kaldı. 21 yıl boyunca; insanlarımızı zaten, yeterince yaraladınız. Beceriksizliğinizle, bu millete zaten, çok şey kaybettirdiniz. Şuursuzluğunuzla zaten, sabrımızı taşırdınız ve şükürler olsun ki, nihayet 21 yıllık zulümden kurtuluşa, sadece 53 gün kaldı. Bari şu son günlerinizde; milletimizin acısına, biraz saygınız olsun. Yaralarımızı kapatamıyorsanız; bari deşmemek için, biraz gayretiniz olsun.’’ diye konuştu.

Seçime 53 gün kaldığını belirterek iktidara eleştirilerde bulunan Genel Başkanımız; ‘’Sizin açtığınız yaraları, biz saracağız. Sizin kırdığınız kalpleri, biz onaracağız. Sizin ayırdığınız insanları, biz birleştireceğiz. Üstelik bunu, milletimizle birlikte yapacağız! Sinan Ateş’in katillerini biz bulacağız! Emir verenleri de, o işi planlayanları da, bu dümeni çevirenleri de bulacağız ve cezalandıracağız. Hiç merak etmeyin; 54’üncü günün şafağını; milletimizle birlikte selamlayacağız! Milletimizle birlikte kazanacağız! Milletimizle birlikte, tarih yazacağız!” diye konuştu.

Her hafta toplumun dezavantajlı gruplarından sözcüleri Meclis kürsüsünde ağırlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, bu hafta sözü Hataylı depremzede vatandaşımız Abdullah Gül’e verdi.
Depremde eşini, meslektaşlarını ve birçok yakınını kaybettiğini belirten Gül, 2010 yılında Hatay’a yapılacak olan hastane projesine deprem riski nedeniyle karşı çıktıklarını ancak hastanenin yine de yapıldığını ve depremde o hastanenin yıkıldığını anlattı.
Depremde yaşadıklarını birebir anlatmaya devam eden Gül; ‘’Deprem günü Hatay’da devlet hastanelerinin hiçbiri hizmet veremedi. Ana binamız ağır hasarlı. Ek binamız yerle bir. İnsanlar enkazdan çıktı, yolda öldüler. İlkyardım alamadıkları için öldüler.’’ dedi.

Hatay Valisi’nin, Hatay İl Sağlık Müdürü’nün depreme yönelik hiçbir tedbir almadığını eleştiren depremzede; ‘’Sayın Valimiz ve Sayın İl Sağlık Müdürümüz enkazda vatandaşlarını bırakarak milletvekili aday adayı oldular, istifa ettiler.’’ derken, Hatay Valisi ve İl Sağlık Müdürü’ne; ‘’Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz? Hatay’da hiçbir hastane faaliyet gösteremezken, hastanenin lojistiğini, oranın planını bilen sağlık müdürü nereye gidiyorsunuz? 4 yıldır oradasınız. En iyi bilen sizsiniz. En iyi organize edecek olan sizsiniz. Nereye gidiyorsunuz?’’ diye seslendi.

Bir daha böyle acıların kimsenin yaşamaması için sesini duyurmak istediğini ifade eden Gül;
‘’Benim hayallerimi, çocuğumun hayallerini çalanlar, onların hayallerini çalmasınlar. Buradaki tek amacımız bize bu acıyı yaşatanların, sorumluların; nasıl o müteahhitler tutuklanıyorsa o hastaneyi o şekilde yapanların, o şekilde kabul edenler, faaliyette tutanlar da cezasını alsın.’’ dedi.

Hataylı depremzedenin anlattıklarının ardından; ‘’Bu konuşmanın üzerine başka şey söylenmez.’’ diyen Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, konuşmacıya ve bugün İYİ Parti’ye katılan Gökhan Zan’a deprem bölgesinde yaşananları kamuoyuyla paylaştıkları için teşekkür etti.

‘’15 Mayıs’tan itibaren hem bu çarpıklıklar, hem bu liyakatsizlikler, hem bu hesap vermemezlikler, hem bu yolsuzluklar, hem bu kayırmacalar derhâl son bulacak. And olsun, şart olsun ki; bu kadar beceriksizliklerin asıl sahipleri siyasilerdir. Esas hesabı onlar verecek.’’ diyen Genel Başkanımız Meral Akşener, bu sözlerin ardından konuşmasını yarıda kesti.

Tags: No tags

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *